Tüm kadın giyim fırsatları için tıklayın !

27 Ağustos 2012 Pazartesi

NANE FERAHLIĞI!

   Nane yeşili bu sezon oldukça moda ve önümüzdeki sezonda vitrinlerde sıkça karşımıza çıkacak  renklerden... Ağustos ayının sonu yaza veda olarak kabul edilse de güzel ülkem için bu pekte doğru bir tabir değil. Nede olsa bizler eylül-ekim aylarında da güneşin sıcaklığından  faydalanabiliyoruz öyle değil mi? Bu nedenle ben hızımı hiç azaltmadan yazlık kombinlerime devam ediyorum kış biraz daha bekleyebilir. Bu nedenle nane yeşilini esas olarak alıp farklı renklerle nasıl kombinlenebileceğini sizlere anlatmayı kendime bir borç bilirim. Aslında pekte zor bir renk olduğu söylenemez. Zıt renkleri bir arada kullanmak bir trend haline geldiğinden beri işimiz oldukça kolaylaştı. Trendlere yön verenler varolsun sağolsun :) Eveeeeett gelelim kombinlerimize...      



Spor giyinmeyi sevenler ama şıklığından ödün vermeyenlere güzel haber ; zımba trendi sayesinde artık çok daha süslü püslü parçalar bulabileceksiniz. Ben bu trendi çok sevdim çünkü rahatlıktan  ödün vermeden şık olabilmek biz kadınlar  için paha biçilemez bir nimet... Nane yeşili zımba detaylı şortun üzerine geniş kesimli bir tshirt seçtim. 80`ler ve 90`ların vazgeçilmezlerinden olan Timberland`ler geri döndü üstelik artık çok daha modern ve renkliler şort ile aynı renk olan bu ayakkabıları hem tshirte hemde şorta çok yakıştırdım. Gene zımbalardan yapılmış gümüş bir bileklik ve 80`lerin vazgeçilmezi olan Wayfarer gözlükler ile kombini tamamladım.



Bu kombinim biraz daha renkli  ve yazın enerjisini yansıtıyor diyebilirim. Nane yeşilini canlı renklerle kombinlemek hiçte zor değil çünkü daha öncede bahsettiğim gibi zıt renkleri yada pek çok canlı rengi bir arada kullanmak çok moda... Bu kombindeki kilit parça yüksek bel, desenli şort kullandığımız her bir parça ile uyum sağlayarak işimizi kolaylaştırıyor. Üzerine şifon nane yeşili bir gömlek ve bu sezonun bir başka trendi neon pembe kolye... İkisi de şortla çok uyum sağlıyor. Babetler ise bir başka kilit parça! Hem gömlek hem  kolye hemde şortla uyum sağlıyor ayrıca seçtiğim pudra pembesi kutu çanta ile de takımlanıyor. Eğer bu renkten hoşlandıysanız cesur davranmaktan risk almaktan korkmayın yazın çoşkusunu kaybetmeden sonbahara harika bir giriş yapın. Umarım kombinler hoşunuza gitmiştir, yorumlarınızı bekliyorum. Sevgiler ;)

15 Ağustos 2012 Çarşamba

''ILKLERİN TASARIMCISI'' : DENİZ KAPROL


Deniz Kaprol; kariyeri başarılarla dolu bir tasarımcı... Kadın giyim tasarımı üzerine eğitim almak için gittiği New York ta okurken herzaman ilgi duyduğu takı tasarımı üzerine de dersler almış. ABD deki ünlü firmalarda çalışarak kariyerine neredeyse zirvede başlamış. Pek çok firmada tasarımcı ve marka yöneticisi olarak görev alırken, ünlü dergilerde moda editörlüğü yaparak yayıncılık alanındaki iddiasını da ortaya koymuş. Kendisi  Moda Tasarımcıları Derneği  Yönetim Kurulu Üyesi ve pek çok genç tasarımcının moda dünyasına kazandırıldığı yarışmalarda jüri üyeliği yapıyor. Aynı zamanda Istanbul Teknik Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak genç tasarımcıların yetiştirilmesine katkıda bulunuyor. 2004 yılında ''dkaprol'' isimli markasını kuran Deniz Kaprol; Türkiye'de takı ve aksesuar alanında markalaşan ilk Türk tasarımcı oldu. Markasında değerli taşlar ile 925 ayar gümüşü ilk defa buluşturan tasarımcı, Istanbul Fashion Week Şubat 2011 de ''fallen angels'' konsepti ile Türkiye'deki ilk takı tasarımı defilesini gerçekleştirmiş oldu. Yani kendisi için 'Ilklerin Tasarımcısı''dersek hiçte abartmış sayılmayız. Yurtdışındaki sergilere tasarımları ile katkıda bulunan başarılı tasarımcı aynı zamanda sosyal sorumluluk projelerinde aktif olarak yer alıyor. Zen Pırlanta için tasarladığı Marilyn Monroe koleksiyonu ile adından sıkça söz ettiren Kaprol ile yeni taşındığı atölyesinde keyifli bir röportaj gerçekleştirdim. Kendisi bir yandan Istanbul Fashion Week e hazırlanırken bir yandan da Paris ve Miami Fashion Week den davet almış olmanın heyecanını taşıyordu.


Tasarımcı olmaya ne zaman karar verdiniz?
Ben tasarım ve modanın içinde olduğum bir ailede doğdum. Sanatla ilgili bir şeylerle  uğraşacağım kesindi. Genlerden dolayı diyorum aslında ama bunu ne olduğunu birazda aile belirliyor diyebilirim. Babam  kumaş tasarımcı bu alanda oldukça eski 50-60 yıldır bu işi yapıyor. Dolayısıyla çocukluğum kumaşlar,iplikler,renkler arasında geçti. Yaratma güdüsü her zaman içimde vardı diyebilirim. Bu güdünün tasarıma dönüşmesi açıkçası biraz zamanla oldu. Özellikle üniversitede şekillendi diyebilirim. Üniversiteye hazır giyim tasarımı üzerine eğitim almak için gittim. Ama ben bir tasarımcının malzemeye ve üretim tekniğine hakim olduğu sürece herşeyi tasarlayabileceğine inanıyorum. Ben moda tasarım okurken objelere olan ilgimi fark ettim. Kumaşı ve üretim tekniğini pek sevemedim. Okulu bitirdikten sonra objelere yöneldim. Objelerden de mücevher tasarımı çok ilgimi çekti.
Kaynak olarak sizi besleyen şeyler var mı?
Benim içinde her zaman birşeyler anlatmak insanlara sunmak isteği vardı. Kaynak olarak beni besleyen çok fazla şey var film,sahne sanatları,tiyatro gibi... Bunları izlerken herhalde bir süzgeç var ve o süzgeçten birşeyler bilinçaltına atılıyor. Onlar bilinç altımda biriktiği zamanda bunu sunmak istiyorum ve açıkçası sunmadığım zamanda rahat edemiyorum. Şuanda bir defile hazırlığı içerisindeyim ve biliyorum ki bu defileyi yapmazsam geceleri rahat uyuyamayacağım. Bende biriken şeyleri bir şekilde ortaya koyamadığım zaman nefes alamadığımı hissediyorum diyebilirim. Bu nedenle kendimi en iyi mücevher tasarımıyla ifade edebildiğimi düşünüyorum.



Sizce iyi bir tasarımcı olmanın ölçütü var mıdır? 
Bana göre iyi ve kötü tasarımcı olunmaz ama tasarımcı olunur. Tasarımcı olma kriterleri var mı diye sorarsanız; evet var. Tasarımcı olmayan farklı mesleklerle uğraşan kişiler bizi çoğu zaman insanüstü varlıklar olarak görüyorlar ama öyle değiliz. Evet belki soyut ve gerçeküstü düşünüyoruz. Ama bu yaptığımız ortaya koyduğumuz şeylerin soyut yada gerçek üstü olduğu anlamına gelmiyor. Tasarımcı olmak için mutlaka özgün olmak gerekiyor. Birşeylerden etkilenmek yada birebir kopyalamak bence dünyadaki en büyük trajedi... Sanatçı olduğunu söyleyip başkasının işleri ile yola çıkmak, kendini kandırıyor olmak en kötüsü zaten... Dolayısıyla iyi ve kötü tasarımcı olmaz, tasarımcı olunur bunun içinde en büyük kriter; kesinlikle özgün olmaktır. Zaten özgün olan insan yaratıcıdır. İnsanın bütün DNA sı, genleri kendisine özgü;  hiçbir insan bir başkasıyla aynı değil dolayısıyla insan kendi içindekini ortaya koyarsa başkasını taklit etmesi mümkün değil. Bunun dışında üniversite eğitiminin de gerekli olduğuna inanıyorum. Eğitim almadan çok başarılı olan isimlerde var mesela Donna Karan okulunu yarım bırakıp sonradan diplomasını almış ama yinede iki yıl okula gitmiş. Çünkü eğitim sizin soyut olarak hayal ettiğiniz birşeyi somuta indirgeyip bunu daha ticari birşeye dönüştürmenize yardımcı oluyor. Dünyadaki en önemli şey iletişim. Eğitimde işte tam olarak bunu öğretiyor. ''İnsanlarla hissettiğiniz birşeyin orantısıyla nasıl iletişim kurulur?'' Eğitimden sonrada kesinlikle çok iyi bir araştırmacı olması gerekiyor.
Her tasarımcının bir hedef kitlesi olması gerektiğine inanıyor musunuz? Sizin böyle bir hedef kitleniz var mı?
Evet bence her tasarımcının bir hedef kitlesi olması lazım ama hedef kitlesi birazda yanlış bir sözcük... Çünkü yanlış anlaşılmaya çok müsait sanki benim belirli bir hedef kitlem var ve geriye kalanlar umurumda değil gibi... Siz zaten spesifik ve demografik olarak kendi tüketicinizi hedeflediğiniz zaman o kitle kendiliğinden oluşuyor ve oluşmakta zorunda. Bir tasarımcı olarak ortaya koyduğunuz eseri kendiniz dışındaki tüm insanlar için  ortaya koyuyorsunuz. Diğer insanların bunu algılayış şekli zaten sizin hedef kitlenizi doğal bir süreç olarak ortaya koyuyor. Ben belirli bir yaş aralığı benim hedef kitlem diyemem. Çünkü o zaman çok dar düşünmüş olurum.
Türkiye de takı tasarımının öncülerinden birisiniz. Şuanda bu alanda ilerleyen pek çok yeni isim var. Sektörün bu alanda gerçek anlamda geliştiğini düşünüyor musunuz?
Evet ve bana bu tarz sorular geldiğinde çokta memnun oluyorum. Bence bu muhteşem birşey çünkü rekabet olması gerekiyor. Rekabet olduğu için sektör gelişmeye başladı. Bu rekabet doğrultusunda yeterli donanıma sahip olmayan sahip olmayan fakat çok iyi pazarlama taktiklerine sahip olanlar var. Bu biraz üzücü ama yinede ayırt edenler ayırt edebiliyor. Ama çok iyi isimlerde var. Onlar ve yeni yetişen kuşak sayesinde sektöre yeniliklerde gelmeye başladı. Önceden mücevher tasarımı Müslüman,Musevi ve Ermeni ustaların geliştirdiği birşeydi ve altın ağırlıklıydı. Son 6-7 yıldır tasarıma önem verilmeye başlandı. Ben takı tasarımına moda ve trendin de dahil olduğunu yıllarca dile getirdim. Artık günümüzde takı ve mücevherde senede iki koleksiyon çıkarılmaya başlandı. Bu da çok güzel birşey. Dolayısıyla sektör gelişiyor fakat oldukça da kapalı bir sektör. Sermaye ve makina olarak güçlü olsa da eğitimli kişi sayısı çok az. Makineleri kullanacak kişi sayısı ve tasarımcı az. Eğer bu iki noktaya eğilirlerse çok daha iyi duruma geleceğini düşünüyorum.


İstanbul Fashion Week de her yıl aktif olarak yer alıyorsunuz. İstanbul sizce moda anlamında Newyork, Milano, Paris gibi şehirler ile boy ölçüsecek duruma geldi mi?
İstanbul`un başka şehirlerle boy ölçüşmesi gerektiğini düşünmek bence çok yanlış. İstanbul zaten tarihi açıdan bakarsak çok eski bir kültüre sahip. Batı ve doğunun harmanlandığı bir şehir. Jean Paul Guiltier bile ekibini toplayıp Kapalı Çarşıyı gezip birkaç gün kalıp gitmiş. Bunun gibi pek çok örnek var. Pek çok tasarımcı İstanbul`a ilham almak için geliyor. İstanbul olduğu şekliyle çok güzel bir şehir. Sadece bir şekilde boy ölçüşme anlamında değerlendirebiliriz; tekniği... Bu tür organizasyonların pazarlanmasında bir takım alt yapı teknikleri var. Bizim eksik olduğumuz kısım bu. Yeterince cevhere sahibiz, yaratıcı güç, insan gücü gibi... Biraz pazarlama, organizasyon alanında öğrenmemiz gereken şeyler var. Fashion Week te öğrenmeye başladık aslında ama henüz yeterli düzeyde değil. Eğer bu açığı kapatırsak boy ölçüşmeyi bırakın Dünyanın en önemli beş moda merkezinden biri olacaktır.
Genel olarak çizgilerinizi nasıl tanımlarsınız?
Benim iki farklı hazırladığım koleksiyon var bunu her zaman belirtiyorum. Birincisi benim kişisel koleksiyonlarım defileler ile tanıttığım. Diğerleri ise Zen Pırlanta yada Caracas gibi sektörün önde gelen firmalarına hazırladığım ticari koleksiyonlarım. Kendi kişisel tarzımı avangard olarak nitelendirebilirim. Firmalara hazırladığım koleksiyonlar ise satış hedefiyle oluşturan ama içinde kesinlikle yaratıcılık ve tasarım barındıran koleksiyonlardır.






''Tasarımcıların hayallerinin sonu yoktur.'' diye bir söz duymuştum. Sizin gelebileceğim son nokta budur dediğiniz bir yer var mı?
Yok çünkü bitmiyor. Hayallerimin sonu gelmiyor hatta şunu söyleyebilirim benim için her gün yeni bir hayal demek...
Sizin için çeşitli forumlarda yapılan yorumlarda tasarım ve fiyat dengesini en iyi tutturan tasarımcı deniliyor. Bu konuda takdir edilen bir tasarımcı olarak sektörde bu konuda adaletli bir tutum olduğunu düşünüyor musunuz?
Beni aslında bu durumdan dolayı eleştirenlerde var. Ben hissettikleri çok kolay bir şekilde tasarıma dökebiliyorum. Bu nedenle tasarımlarımın çok uçuk fiyatlarda sunulması gerektiğini düşünmüyorum. Belkide benim bu tutumun yanlış olabilir çünkü orada ki esas değer tasarım değeri ve bu değeri baz aldığınızda çok çok yüksek olması gerekiyor. Ben malzemenin , işçiliğin maliyetini düşünerek üzerine marka ve tasarım değerini de ekleyerek elimden geldiğince adil olmaya çalışıyorum.



Taşlı Küpe - DENİZ KAPROL
Pek çok yarışmada jüri üyeliği yapıyorsunuz. Genç tasarımcıları nasıl buluyorsunuz onlara önerileriniz var mı?
Gerçek anlamda eğitim gerektiğini düşünüyorum. Akademik anlamda baktığınızda çok iyi okullarda eğitim alsalarda aslında okullarda çocukları özgür bırakmıyorlar. Bireysel farklılıkları ön plana çıkarmak yönünde çocukları geliştirmeleri gerekirken tam tersine sıradanlaştırıp tek tip hale getirmeye çalışıyorlar. Ve bu durumda jüri üyeliği yaptığım yarışmalarda genç tasarımcılarda gördüğüm en büyük eksiklik yaratıcılık ve özgünlük...
Swarovski Küpe - DENİZ KAPROL
Yeni projeleriniz ve katılacağınız etkinlikler var mı?
İstanbul Fashion Week Ekim 2012 ye hazırlanıyoruz. Paris ve Miami Fashion Week den davet aldık. Web sitemizi oluşturduk oradan butik adet olarak  online satış yapmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki sene yurtdışı fuarlarına katılmayı planlıyoruz. Ve benden oldukça fazla talep edilen erkek koleksiyonunu hazırlamayı düşünüyorum.
Calzedon Küpe - DENİZ KAPROL

28 Temmuz 2012 Cumartesi

BİR PANTOLON,ÜÇ FARKLI KOMBİN!

Bir parça ile günü geçirebileceğimiz kombinlere, pantolon ile devam ediyorum. Oluşturduğum bu kombinlerdeki ana parçamız yani pantolonumuz sezonun favorilerinden mandalina renginde... Chino diye tabir ettiğimiz yüksek bel,ve çift kat pileli bu pantolon, bence üç tarz içinde oldukça uygun bir model...Ben bu tarz pantolonları; rahatlık ve şıklığı bir arada taşıdığı için çok seviyorum ama  tercihinizi başka modellerden yana da kullanabilirsiniz.


                     
   
 İlk kombinimiz gece için hazırlandı. Mandalina rengi ile siyah ve dorenin uyumu bence tartışılamaz... Bu renge verdikleri ağırlık ve çarpıcılık nedeniyle ben bu kombini çok sevdim. Pantolonun üstüne kalp yaka, şifon bir bluz seçtim. Bu tarz bluzlara kolyenin pek yakışmadığını düşündüğümden büyük siyah, metal küpeleri tercih ettim. İşaret parmağına takılan iri taşlı yüzükle birlikte bence çok havalı durdular. Ayakkabı olarak platform topuklu, kombinimizde kullandığımız bütün renkleri içinde barındıran bu modeli seçtim. Ayağı saran bir yapısı olduğundan diğer platform topuklara göre daha rahat olduklarını söyleyebilirim ayrıca çokta trendy duruyorlar. Dore kapaklı siyah bir portföy ile kombini tamamladım.
 İş kombinimize gelince; pantolon başlı başına dikkat çekici bir parça olduğundan onu daha sade parçalar ile kombinlemekte fayda var diye düşünüyorum. Sonuçta orası bir işyeri öyle değil mi ? :) ''Beyaz bir gömlek her zaman kurtarıcıdır!'' sözünü hatırlayarak bende pantolonumuzu beyaz bir gömlek ile takımladım. Ayakkabı olarak krem bir stiletto seçtim. Bu tarz gömlekler ile bu sene büyük kolyeler kullanmak çok moda! Bu nedenle tribal takı trendi uyum sağlayan metal ve leoparın bir arada kullanıldığı bu kolyeyi seçtim. İsterseniz kat kat zincirlerde kullanabilirsiniz oda gayet hoş durur. Şanslıydım ki bu kolyenin birde takım yüzüğü var :) Ve son olarak benim gibi küçük çantalara sığmak için savaş verenleri düşünerek mandalina rengi bu büyük çanta ile kombini tamamladım. Ama şunu da belirtmeliyim ki küçük clutchlara sığmayı becerenlere saygım sonsuz, karşılarında ceketimi ilikliyorum :)




Ve son kombinimiz günlük giyimi yansıtıyor. Bu kombini hazırlarken çılgın kişiliğim ön plana çıktı. Son zamanlarda karşıt renklerin bir arada kullanılması olayına fena halde kafayı taktığımı belirtmeliyim. Pantolonumuzun üstüne şifon, renk olarak ise pembe ve mandalinanın bir arada kullanıldığı bu bluzu seçtim. Çanta konusunda kafam oldukça karışıktı. Mandalina mı, pembe mi yoksa dore mi derken bu üç rengi de içinde barındıran çantada karar kıldım. Sonuçtan memnunum, pişman değilim :) Ben böyle canlı renkler ile dorenin uyumunu çok seviyorum. Bu neden dore babetler ve tribal takı trendinin güçlü bir temsilcisi olan küpeler ile kombini tamamladım. Dip not olarak belirtmem gerekirse bu kombin ile dore, zincir saplı, kutu bir çantada  pekala uyum sağlayabilir ama dedim ya ben bugün  değişik bir hal içindeyim :)

24 Temmuz 2012 Salı

BİR ETEK, ÜÇ FARKLI KOMBİN!

Bir parça ile yapabileceğimiz kurtarıcı kombinlere etek ile devam ediyoruz. İş yeri için düşündüğüm bu kombin biraz retro etkiler taşıyor. Hani kısaca ''Chanel kadını'' diyebileceğimiz türden bir kadını anımsatıyor gibi... Ama itiraf etmeliyim ki ben daha çok Audrey Hepburn'den ilham almış olabilirim. Öncelikle çan diye tabir ettiğimiz bir etek modeli seçtim. Bu model etekleri seviyorum çünkü kalçası geniş olan bayanlarda rahatlıkla giyebiliyorlar. Saks mavisi bu sezonun favori renklerinden ... Bence siyah ve beyaza da çok yakışıyor. Bebe yaka bir bluz, renkleriyle adeta onunla bir bütün etkisi yaratan stilettolar ve zincir saplı kutu model bir çanta... Çantayı rugan seçmemin sebebi bu kıyafeti patlatacağını düşünmem elbette mat olan bir modelde  hoş durabilirdi. Düğme diye tabir ettiğimiz bu küpeler ise zaten bir hayli iddialı olan bu kombin için oldukça sade ve şık bir seçim olacaktır. Sizde Audrey gibi eyelineriniz ile stilinizi tamamlamayı unutmayın :)



Gece için düşündüğüm kombin; capcanlı ve bence farklı renklerin birbirleriyle nasılda bütünleşebildiğinin en güzel örneklerinden biri... Eteğin üzerine şifon turkuaz bir gömlek seçtim. Daha önceki yazılarımda da paylaştığım gibi bu yıl yakalardaki işlemeler oldukça dikkat çekici ve bende böyle bir gömleğe kayıtsız kalamadım ne yazık ki :) Altına kalın platform, turkuaz ve ayağı tamamıyla saran bir ayakkabı seçtim gömlek ile birebir uyum sağlıyor. Açıkçası ben klasik ayakkabı-çanta uyumu yerine bluz-ayakkabı uyumunu daha çok seviyorum. Ama tabi ki söz konusu durum elbise için geçerli değil o zaman ayakkabı-çanta ikilisinin ateşli bir savunucusu olabilirim. Alternatif üç renk clutch sundum. Ama benim favori olanım saks mavisi! Çünkü turkuazın çok boğucu, pembenin ise çok dikkat çekici olacağını ve esas dikkat çekmesi gereken parçaları gölgeleyeceğini düşünüyorum. Tabi ki yakadaki bronz taşlar ile uyumlu bir clutch da gayet yerinde bir seçim olabilir. Bu kombine yapılacak en büyük iyilik; o güzelim yaka detayını küpelerle gölgelememek olurdu bu nedenle hoş bir bileklik gayet yerinde bir tercih olur diye düşündüm.



Gelelim günlük kombinimize günlük demem sizi yanıltmasın şıklığı her zaman ön planda tutuyoruz :) Kimine göre sütlü kahve kimine göre krem ama benim maviyle çok yakıştırdığım bir renkte olan bir bluz seçtim. Bu kombini oluştururken aklımda tek bir düşünce vardı animal print! Nasıl kullansam diye düşündüm ve ayakkabıda karar kıldım. Dolgu topuk ayakkabıların deseni bence oldukça kararında... Ne alışkın olduğumuz hayvan desenleri kadar baskın nede sade yani tam kıvamında! Krem rengi, zincir saplı çanta hem ayakkabı hemde bluzla oldukça uyumlu oldu ve bence bu kombini açtı. Ve son olarak; bu sade bluzu hareketlendirecek, tribal detaylar içeren önlük kolye ile stilimizi tamamladım. Bir dipnot olarak şunu belirtmeliyim ki; her ne kadar dolgu topuk olsada yinede yüksek topuklardan hoşlanmayanlar bu kombinde babetleri yada oxfordları rahatlıkla tercih edebilirler. Hatta babet tercih ederlerse hayvan desenlerinin daha  cesurca kullanıldığı modelleri deneyebilirler.



18 Temmuz 2012 Çarşamba

BİR ŞORT ÜÇ FARKLI KOMBİN!


 Özellikle yaz aylarında gün içinde tek bir parça ile birkaç farklı yere gitmek zorunda kalabiliyorum. Kimi zaman aksesuar kimi zaman ise bluzumu değiştirerek tarzımı gideceğim yere uyarlamak oldukça pratik oluyor. Benim durumuma sıkça düşen yada ''Çok sevdiğim bir parçayı farklı şekillerde nasıl kullanabilirim biraz ilham!'' diyen herkes için Polyvore`den faydalanarak alternatif fikirler sunmaya karar verdim. 





İlk olarak yaz aylarında en çok kullandığımız parçalardan olan şort ile başlıyoruz. Krem rengi yüksek bel bir şort seçtim. Krem rengi oldukça kullanışlı başta beyaz olmak üzere pek çok renk ile kolayca kombinlenebilir. Yani bir nevi kurtarıcı :) Günlük bir tarz yaratırken bu sezonun favori rengi turuncu ile kombinlemeyi uygun buldum. Spor kısa kollu bir gömlek , kemik çerçeve retro gözlük, yine sezon trendlerinden renkli saat ve iki renkli dolgu topuk bir ayakkabı.... Aslında oxford ayakkabılarda bu kombine yakışabilir diye düşünüyorum. Yüksek topuktan hoşlanmayanlar tercih edebilirler.


İş yerinde kullanılabileceğini düşündüğüm bir kombin... İki renkli şifon gömlek, sezon trendi retro kutu çanta , iki renkli siyah babetler... Sivri burun seçmemin nedeni ise hem spor görünümden sıyrılmak hemde bu modellerin bacakları daha ince göstermesi. Tabi ki siyah yada kemik renkte bir stiletto da tercih edilebilir.




Geldik akşam için yaptığımız kombinimize... Aslında bu tarz bir şortu geceye uyarlamak  oldukça zor çünkü spor bir model... Fakat önemli olan zoru başarmak ve günü kurtarmak diyor ayrıntılara geçiyorum. Öncelikle siyahın asaleti ile altının ışıltısını bir arada kullanmayı çok sevdiğim için diğer parçalarda bu iki rengi kullandım. Siyah  oldukça cesur bir bluz ve büyük küpeler bence birbirine çok yakıştı. Tribal takılar bu sezon oldukça moda böyle bir bluzu nedense büyük bir kolye ile hayal edemedim sanki dekolteye haksızlık gibi geldi. Bu nedenle büyük bir bileklik kullanmayı tercih ettim. Son olarak bu kombini yine sezonun favorilerinden zımba detaylı platform ayakkabılar ile tamamladım.

16 Temmuz 2012 Pazartesi

ELLE DERGİSİNİN DÜZENLEDİĞİ STİL YARIŞMASI

ELLE Dergisi`nin düzenlediği stil yarışmasının Temmuz ayı adaylarından biriyim. Oylarınızı bekliyorum.  En beğendiğiniz stile oy vermek için http://www.elle.com.tr/Stil/Detay.aspx?s=2   linkine tıklamanız yeterli.  Herkese çok teşekkürler. Sevgiler...  

7 Temmuz 2012 Cumartesi

İyi ki Doğdun Bikini!


İlk kez 5 Temmuz 1946 yılında Paris`te tanıtılan, adını Büyük Okyanustaki bir adadan alan bikini tam 66 yıldır plaj modasına yön veriyor. Brigitte Bardot, Marilyn Monroe, Audrey Hepburn gibi ünlülerin giymesi ile 60`lı yıllarda popülerliğini arttıran bikini; bu geç gelen şöhretin acısını çıkarırcasına yükselişini sürdürdü ve mayonun tahtını salladı.



80`ler de bikini artık daha iddialı ve daha popülerdi. İpli,düşük belli cesur modeller birde safari trendinin baş göstermesi ile leoparla birleşince bikini; cazibesini arttırarak, plajlardaki yerini iyice sağlamlaştırdı diyebiliriz.






Günümüzde bikini; retro trendinin etkisi ile adeta doğduğu yıllara doğru bir nostalji yaşıyor. Bando adını verdiğimiz straplez modeller, yüksek beller ve neon renkler yeniden moda... Tabi ki ufak detaylarla katılan farklılıkları yaban atmamak gerek... Belden çapraz bağlanan kuşakları, işlemeleri , ilginç formları ile bikiniler günümüzde her tarza ve vücut tipine hitap edecek kadar farklı çeşitleri ile karşımıza çıkıyor. 




 Bronzluğu seven, vücuduna güvenen , mayonun karnını ıslatmasından nefret eden yada bir sebebi yok sadece  seviyorum ulen! diyen herkesin tercihi bikiniyi bizimle tanıştırdığı için Fransız modacı Louis Réard`a şükranlarımı sunarken hepinize hayalinizdeki bikiniyi bulmanız bol şanslar ve bol güneşli tatiller diliyorum :)